TÜRK-İŞ BAŞKANLAR KURULU “TANK PALET FABRİKASI ÖZELLEŞTİRİLMEMELİ”

23 Ocak 2019

TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu 23. Dönem 17. Toplantısı, 23 Ocak 2019 tarihinde (bugün) TÜRK-İŞ Genel Merkezi’nde gerçekleştirdi.

Türk-İş Genel Başkanı Ergün ATALAY, başkanlığında toplanan Başkanlar Kurulu’na Sendikamız adına Genel Başkanımız Bayram BOZAL katıldı.

Toplantıda, Sendikamız bağlısı Tank Palet Fabrikası olarak bilinen Milli Savunma Bakanlığı Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü 1’inci Ana Bakım Fabrika Müdürlüğü’nün 20 Aralık 2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 481 sayılı kararname ile özelleştirme kapsamına alınması ve sonrasında gelişin olaylarla ilgili Başkanlar Kurulunu bilgilendiren BOZAL, 1’inci Ana Bakım Fabrika Müdürlüğü’nde çalışan, ALTAY Tankının prototipinin yüzde 60’ını yapmış, bu konuda her türlü teknik bilgi ve donanıma sahip olan üyelerimizin Milli Savunma Bakanlığı’nda kalarak yerli ve milli ALTAY Tankını üretmek istediğini söyledi.

1’inci Ana Bakım Fabrika Müdürlüğü’nün özelleştirme kararı başta olmak üzere Ülke ve çalışma hayatının gündemdeki önemli konuların değerlendirildiği Türk-İş Başkanlar Kurulu toplantısı sonrası aşağıdaki hususların kamuoyuna duyurulmasına karar verilmiştir: 

1- 20.11.2017 tarihli ve 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 127 nci Maddesi ile 375 sayılı KHK’ye eklenen Geçici 23 ncü Maddesiyle yapılan düzenleme neticesinde, personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmeleri kapsamında yükleniciler tarafından çalıştırılmakta olan işçilerin kamu kurum ve kuruluşlarında sürekli işçi kadrolarına alınmaları sağlanmıştır.  

Bu düzenleme, özellikle kapsamdaki kamu taşeron işçisi ve aileleriyle birlikte toplumun önemli bir bölümü tarafından olumlu karşılanmıştır. Ancak, KİT’lerde ve bazı özel bütçeli kuruluşlarda çalışan taşeron işçilerinin kadro talebi verilen sözlere rağmen karşılanmadı. Aynı şekilde; yemekhane ve çağrı merkezi gibi personel giderinin yüzde 70’in altında düşebildiği birçok hizmet alım işinde çalıştırılan taşeron işçiler; çağrı merkezi hizmetlerine ilişkin ihalelerde çalışanlar; danışmanlık ve mal alım ihaleleri, anahtar teslim işleri kapsamında çalışanlar da kadroya alınmadı. Kapsam dışında kalan işyerlerinde çalışanlar da bir düzenlemeyle sürekli işçi kadrosuna geçirilmeyi beklemektedir. Asıl işte yıllardır çalıştığı halde, yapılan düzenleme sonucu kadro hakkından mahrum bırakılan işçilerimizin haklı talebi -verilen söz doğrultusunda- bir an önce yerine getirilmelidir. Kamuda taşeron uygulaması tamamıyla sona erdirilmelidir.

 2- Kamuda sürekli işçi kadrosuna alınan işçilere Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmelerindeki ücret, mali ve sosyal haklar uygulanmaktadır. Buna göre, ücret zammı altışar aylık dönemler halinde sadece yüzde 4,0 oranındadır. Aylık ücretle birlikte ödenen yakacak yardımı, sorumluluk primi ile yıllık ödenen öğrenim, bayram yardımı benzeri ödemeler de düşük tutarda belirlenmiş ve üç yıllık dönem boyunca da sabit tutulmuştur. Kaldı ki, ücret zammının uygulanması ile ilave tediye ödenmesi hususlarında da farklılıklar bulunmaktadır.

 Oysa 2018 yılı sonunda tüketici fiyatları endeksindeki artış yüzde 20,30 oranında gerçekleşmiştir. Orta Vadeli Programa göre öngörülen TÜFE yılsonu değişim oranı ise 2019 yılı için yüzde 15,90 ve 2020 yılı için yüzde 9,80’dir. Sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçiler ile ailelerinin beklentisi “ücretli çalışanlarımızı enflasyona ezdirmeyeceğiz” sözünün yerine getirilmesi ve geçim şartlarının öncelikle iyileştirilmesidir.    

 3- Cumhurbaşkanlığının 481 sayılı Kararıyla Sakarya’da ‘Tank Palet Fabrikası’ olarak bilinen 1. Ana Bakım Fabrika Müdürlüğü özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır. Milli bir kuruluşumuz, savunma sanayiimizin önemli bir işyeri için alınan karar yeniden değerlendirilmelidir. 

 Özelleştirmenin ülke gündemine girdiği tarihten bu yana işçi kesimi olarak yapılan eleştirilerde her zaman Türkiye gerçeği ön planda tutulmuş, ülke ekonomisi ve çalışanlar açısından özelleştirmenin doğuracağı sakıncalara dikkat çekilmiştir. Özelleştirme uygulamalarının kamuoyuna sunulduğu gibi ekonomide olumlu sonuçlara yol açmadığı yaşanan gelişmelerle ortaya çıkmıştır. Türk Telekom, SEKA, Şeker Fabrikaları bunun güncel ve somut örneğidir. Yerli ve milli üretim, kendi kaynaklarımıza dayalı sürdürülebilir büyüme ekonomik bağımsızlığımız için vazgeçilmezdir.

 4- Sendikal haklar demokratik sistemin olmazsa olmaz şartı, aynı zamanda toplumsal barışın da bir gereğidir. Sendikal örgütlenme ile toplu iş sözleşmesine ulaşabilmenin önünde sayısız engeller bulunmaktadır. İşçiler herhangi bir ayırım ve baskı olmaksızın kendi istedikleri sendikaya katılma hakkına sahiptir. Bu hak anayasal güvence altındadır.

 Çalışma ilişkilerinde ortak ekonomik ve sosyal hak ve çıkarları korumanın etkin araçlarından olan grev hakkı fiilen uygulanamaz noktadadır. Örgütlenme özgürlüğünün sağlanması ve önündeki engellerin kaldırılması öncelikli bir konudur. Yasamanın üzerine düşen görev, bunu sağlayacak tedbirleri uluslararası ilkeler doğrultusunda düzenlemesidir.

 5- Konfederasyonumuz üyesi sendikaların 2019 yılında kamuda müzakereleri yapılacak toplu iş sözleşmelerinin, geçtiğimiz dönemlerde olduğu gibi, Başkanlar Kurulu tarafından oluşturulacak “Koordinasyon Kurulu” tarafından koordine edilmesi kararlaştırılmıştır. 2019 yılında da kamu işyerlerinde örgütlü sendikalarımız ortak hareket edecek ve toplu iş sözleşme görüşmelerini koordinasyon içinde birlikte yapacaktır.  

 6- TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu, üye sendikalarımız tarafından işçilerin hak ve çıkarlarının korunması için uygulanan grevler ile örgütlenme ve toplu iş sözleşmesi sürecinde sürdürdükleri bütün meşru ve haklı eylemleri desteklemektedir.