Başkandan

ORTAK BİR İDEAL İÇİN ÖNCE ADALET

Millet olarak çok yorulduğumuz bir yılı geride bıraktık. Hayatımızı etkileyen pek çok sorun salgınla birlikte milletimize ve özellikle de çalışan kesime daha da ağır yükler getirdi. Yüksek enflasyon karşısında alın teri ile geçinenlerin alım gücü zayıfladı. Açlık sınırı 2 bin 517 lira yoksulluk sınırı 8 bin 197 lira oldu. Kişi başı milli gelir 2019 yılında 9 bin 151 dolarken 2020 yılında 7 bin 720 dolara geriledi.

Biz çalışanlar, alın terimizi akıtarak ve üreterek Türkiye’nin büyümesine ve kalkınmasına katkı sağlıyoruz. Ülkemiz için fedakarlık gerektiğinde ise kendi dertlerimizi bir kenara bırakıp milli birlik duygusu içinde sorumluluk üstleniyoruz. Nitekim korona salgınına karşı milletimize tıbbi malzeme ihtiyacı hasıl olduğunda tezgahlarımızda tıbbi malzeme üretmeye başladık. Savunma işçileri seferberlik ruhuyla gece gündüz çalıştı. Dünyanın en zengin ülkelerinin sağlık ihtiyaçlarını karşılamada çaresiz kaldığı bir dönemde Ülkemiz kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen ender ülkelerden biri oldu. Bu tablo kamu veya özel sektörden pek çok işyerinde çalışan fedakâr işçiler sayesinde gerçekleşti.

Ancak salgın dönemi üretim kesiminde güzel dayanışma örneklerine sahne olsa da, toplam gelirin dağılımı konusunda Türkiye’nin kronik hastalığının salgına rağmen devam ettiğine üzülerek şahit olduk. Üretim kesimi ve çalışanların gelir kaybı yaşadığı, reel sektör kesimlerinin zarar açıkladığı ortamda, rant ekonomisinin ve faiz lobisinin 2020 yılını da yüksek karla kapattığını gördük.  Gelir dağılımı adaletsizliği Türkiye’nin en büyük ve ne yazık ki bir türlü değişmeyen sorunudur. Zenginin bir önceki yıla göre daha zenginleştiği, yoksulun bir önceki yıla göre daha yoksullaştığı bir vasatla adalete ulaşamayız, birlik ve güven içinde bir geleceğe ilerleyemeyiz.

2021 milli savunma işçilerinin de aralarında bulunduğu kamu işçileri için toplu sözleşme yılı. Ülkesinin selameti için varlığını ortaya koyan vatansever insanlar, toplu sözleşme döneminde devletinden adalet bekleyecek.  İşçinin alnının teri kurumadan hakkının verilmesini öğütleyen ahlakın hakim olduğu, “çalışana külfet, rantiyeye nimet” anlayışının korona virüsü ile birlikte Türkiye’yi terk ettiği adalet günlerine uyanmak istiyoruz.

Çünkü, ülkemizi üreterek büyüten insanlar olarak, bağımsız ve güçlü Türkiye’yi en büyük servetimiz sayıyoruz. Türkiye’nin her alanda kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen gelişmiş ve güçlü bir ülke olmayı hak ettiğine yürekten inanıyoruz. Emeğimizle, alın terimizle ve bütün kalbimizle Türkiye’nin kalkınma hedeflerine sahip çıkıyoruz.

Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayi başta olmak üzere millileşme adımlarıyla gurur duyuyoruz. Bu adımları baltalamaya dönük dış baskılar ve yaptırımlar, Türkiye’nin millileşme hedeflerinde ne kadar haklı olduğu gerçeğini ortaya koyuyor. Türkiye başta ABD olmak üzere, Türkiye’yi pazar olarak görme alışkanlığından kurtulamamış ve yıllarca kaynaklarımızı sömürmüş emperyalist yapılara artık geçit vermemelidir. Savunma sanayi işçileri; savunma sanayimizin millileştirilmesi ve dışa bağımlılıktan kurtarılmasına yönelik milli hedefleri her zaman desteklemiştir, bundan sonra da desteklemeye devam edecektir.

Türkiye kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen bir ülke olduğunda,  Türkiye’ye, terör, ekonomik krizler, ekonomik yaptırımlar gibi baskı araçları ile yön vermeye cesaret edebilecek bir odak da kalmayacaktır. Bu yüzden Ülkemizi yönetenler de, yönetmeye talip olanlar da millileşme hedeflerini siyaset üstü bir konumla sahiplenmeli ve milletimizi bu ortak ideal etrafında birleştirmelidir.

Bunun için de Ülkemizi yönetenler öncelikle bütün toplum kesimlerine nimet-külfet dağılımında adil bir anlayışla hareket edildiğini hissettirmelidir. Ay yıldızlı bayrak altında onurla yaşayan her insanımız, darlıkta da bollukta da devletimizin adaletinden emin olmalıdır.

2021 kamu işçileri toplu sözleşme müzakereleri; Türkiye’nin kalkınma hedeflerini omuzlayan kamu işçilerinin geçmiş dönemlerin kayıplarını telafi edecek, adil bir sözleşme irat etmek için devlet yöneticilerimize önemli bir fırsat olacaktır.

2020 yılı Mart ayından itibaren hayatımızı etkilemeye başlayan korona salgınının sosyal hayatımız üzerindeki hâkimiyetini bir yıla yakın bir zaman geçmesine rağmen henüz kırabilmiş değiliz.

Bu süre zarfında salgın öncesinde fark edemediğimiz, ancak kıymetini bugün çok daha iyi anladığımız pek çok şeye hasret kaldık. Çocuklarımız okulsuz, evlerimiz misafirsiz, hastalarımız ziyaretçisiz kaldı. Düğünlerimiz de coşkuya, cenazelerimizde acıya ortak olamadık. Camilerimizde safları sık tutalım çağrısına hasret kaldık. Binlerce insanımızı salgın nedeniyle kaybettik. Hayat, virüsün bizden aldıklarıyla ve bize kattıklarıyla akmaya devam ediyor. Özlediğimiz sağlık dolu günlere en kısa zamanda kavuşmak en büyük duamız.

Bu vesile ile 2021 yılının başta Türk Harb İş üyelerimiz olmak üzere bütün çalışanlarımız, milletimiz ve tüm insanlığa sağlık ve huzur getirmesini diliyorum.